Bölüm Semineri
Türkiye’nin Elektrik Sektöründe Net-Sıfır Emisyonlara Giden Yollar: Yüksek Çözünürlüklü EnergyPLAN Modelleme Yaklaşımı
ÖZET
Karbondioksit (CO₂), küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %76’sını oluşturmakta olup, elektrik sektörünün karbonsuzlaştırılmasını herhangi bir net sıfır stratejisinin temel bir bileşeni haline getirmektedir. Bu dönüşüm, Türkiye’nin ulusal hedefleri açısından da kritik öneme sahiptir. Nitekim, 2023 yılında enerjiye bağlı toplam 392,3 Mt emisyonun %35,5’i elektrik ve ısı sektörlerinden kaynaklanmaktadır. Artan elektrik talebi ve özellikle kömür başta olmak üzere ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığın devam etmesi (enerji kaynaklı emisyonların %42’sinden fazlası), süreci daha da zorlaştırmaktadır. Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda, dönüşüm sürecinde “enerji üçlemi” (enerji arz güvenliği, sürdürülebilirlik ve maliyet rekabetçiliği) arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Bu kapsamda, derin karbonsuzlaşmanın sistem güvenilirliği ve maliyet etkinliği üzerinde olumsuz etki yaratmadan gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Mevcut literatürde yer alan enerji modellemeleri genellikle yüksek düzeyde toplulaştırılmış olup, faydalı içgörüler sunsa da yüksek oranlı değişken yenilenebilir enerji (VRE) entegrasyonunun gerektirdiği saatlik dinamikleri ve operasyonel kısıtları çoğunlukla yeterince yansıtamamaktadır. Bu çalışma, EnergyPLAN simülasyon aracı kullanılarak gerçekleştirilen örtük deterministik saatlik enerji sistemi modellemesi ile bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye elektrik sisteminin yüksek çözünürlüklü bir dijital ikizi oluşturulmuş, 2025 yılı baz senaryosuna göre kalibre edilmiş ve gözlemlenen ulusal göstergelerle doğrulanmıştır. Geçiş analizi; ulusal enerji planı, elektrifikasyon, enerji özerkliği ve nükleer entegrasyon olmak üzere dört farklı senaryo kapsamında ve 2035, 2045 ve 2053 ara hedef yılları dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Her bir senaryo; CO₂ emisyon azaltımı, toplam sistem maliyetleri, ithalat bağımlılığı ve yenilenebilir enerji kısıntısı (curtailment) açısından değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili geçiş yollarının altyapı gereksinimleri ve esneklik zorluklarına dair daha kapsamlı bir anlayış sunmaktadır. Bu çalışma, gerekli ödünleşimlere ilişkin önemli çıkarımlar sağlayarak, uzun vadeli iklim hedefleri ile Türkiye elektrik sisteminin dönüşümüne dair teknik ve ekonomik gerçeklikler arasında bir köprü kurmaktadır.
Son güncelleme